Şu anda Manşet67.com'un eski sürümünü ziyaret ettiniz. Yeni sürüme geçmek için tıklayınız
AnaSayfa > Güncel > KAYBEDECEK ZAMAN YOK!

KAYBEDECEK ZAMAN YOK!

KAYBEDECEK ZAMAN YOK!

06.Aralık.2016 Salı 13:10
A A A

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin taşkömürü için her yıl dışarıya 4-5 milyar dolar ödeyecek lüksü yok.Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok. Fazla yatırıma gerek de yok.Kazma, kürek, baret ve ferdi koruyucu ile en kısa zamanda üretimi artırabilecek tek kurum TTK’dır.” dedi.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü nedeniyle Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) düzenlediği etkinlik 5 Aralık 2016 tarihinde GMİS Şemsi Denizer Salonu’nda gerçekleştirildi.

EtkinliğeZonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür V. Ercan Gebeş, Çaycuma Belediye Başkanı Mustafa Semerci, Kilimli Belediye Başkanı Ali Aslankılıç, Gökçebey Belediye Başkanı Vedat Öztürk, Karapınar Belediye Başkanı Ahmet Aydın, Perşembe Belediye Başkanı İsmail İnam, Amelebirliği Başkanı Osman Balamir, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, mahalle ve köy muhtarları, maden işçileri ile vatandaşlar katıldı.

GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Mali Sekreteri Adnan TIska, Genel Teşkilat ve Eğitim Sekreteri Satılmış Uludağ, ev sahibi olarak etkinliğe katılanlarla yakından ilgilendiler.

Sunumunu GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu’nun yaptığı etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.GMİS ve Zonguldak’ta madencilik tarihini özetleyen Belgesel Gösteriminin ardından konuşmalara geçildi.

“TÜRKİYE ZORDA, ZONGULDAK’A İHTİYACI VAR”

GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, açılış konuşmasında Zonguldak olarak, birlikte mücadele etme mecburiyeti bulunduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Ortadoğu’da, bizim coğrafyamızda bilinçli olarak yaratılan bir kriz var. Çünkü bu bölge dünyanın enerji bölgesi ve herkes pay kapmak için kurulu düzeni bozmak ve söz sahibi olmak istiyor.Bu coğrafyada güçlü ve istikrarlı bir Türkiye istenmiyor.Emperyalist devletler yerli işbirlikçilerini de devreye sokarak istikrarsızlık yaratıyorlar.Kimin nereden saldıracağı belli olmuyor.

Bakınız 40 yıldır sinsice örgütlenen ve son yıllarda devletin tüm organlarına sızan FETÖ, hayatın her alanında karşımıza çıktı.Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi de şükran ve rahmetle anıyorum.Bugün ordu ciddi sorunlar yaşadı. Yasamada, yargıda, devletin tüm birimlerinde sorunlar var. Olağanüstü Hal ile yönetiliyoruz.

Siyaset farklı söylemler içinde.  Türkiye, parlamenter demokrasi ve Başkanlık tartışması içine çekiliyor.

Vatandaş ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor.Türkiye ve dünya ekonomik krizle baş etmeye çalışıyor.Sınırlarımızda savaş var.Değerli konuklar, bu tablo bize Birinci Dünya Savaşı dönemini hatırlatıyor.Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi olan Anadolu’nun paylaşılmak istendiği dönemi hatırlayalım.Tüm emperyalistlerin göz koyduğu Anadolu zor bir dönemi yaşıyordu. Bugün Türkiye’de iç savaş senaryosu yazanların hesabı Türkiye’yi ve bölgeyi tamamen istikrarsızlaştırmaktır.Onlar enerjinin peşindeler.”

ZONGULDAK KÜÇÜLDÜ, GÖÇ VERİYOR

Türkiye’nin, 40-50 milyar dolar arası cari açık verdiğini ve bunun en önemli nedeninin enerji ithalatı olduğunu vurgulayan Demirci şöyle konuştu:

“Petrol, doğalgaz ve taşkömürü ithalatı 50 milyar doları buluyor.Sadece taşkömürü ithalatı için yılda 4-5 milyar dolar ödüyoruz.Türkiye’de Zonguldak’tan başka hiçbir yerde taşkömürü yok.1970’lerde taşkömürü ihtiyacımızın neredeyse tamamını biz karşılıyorduk.İhtiyaç arttı, üretim geriledi ve şimdi ihtiyacımızın yüzde 90’ından fazlasını ithal ediyoruz.Türkiye bilinçli olarak bu duruma getirildi.Siyasetçilerimiz, Hazine’ye, Maliye’ye ve Bakanlıklara yurt dışından getirilen genç çocuklara söz geçiremedi.Ve biz Genel Maden İşçileri Sendikası, maden işçileri ve Zonguldak-Bartın-Karabük halkı olarak direndik, sokaklara, yollara çıktık.

Herşeye rağmen, bugün tarihimizin en kötü dönemini yaşasak da yine ayaktayız ve gerçekleri anlatmaya devam ediyoruz.Maden ocaklarımız, Kardemir, Erdemir üretiyor.Ama Türkiye pek çok değerini kaybetti.Bakınız, Zonguldak küçüldü, göç veriyor.TTK tarihinin en az sayıda işçisiyle en düşük üretimini yapıyor.Ve bakınız aynı dönemde Türkiye, ekonomik krizle boğuşuyor.Bu bir tesadüf değildir ve bunu hep birlikte anlatarak; sadece Zonguldak’a değil ülkemizin, milletimizin geleceğine, birliğimize, beraberliğimize sahip çıkacağız.

TTK’YA İŞÇİ ALINMALI

TTK’da 8 bin kişi çalıştığını, üretimin 1 milyon tonun altında olduğunu hatırlatan Demirci şöyle devam etti:

“TTK Genel Müdürlüğü 2010 yılından bu yana işçi alınmasını istiyor.En son 2014 yılında 4 bin 600 işçi istediler, Hükümet almadı.Bugün norm kadroya göre 6 bin işçi açığı var.Arkadaşlarımız emekli oluyor. Çalışma şartları zorlaşıyor, risk artıyor.Bu iş zor iş, ama çalışmak isteyen onbinlerce insan var.

Kurum göz göre göre zarar ettiriliyor.TTK’nın üretim kapasitesi yıllık 5 milyon ton. Kapasitesinin beşte biri ile çalıştırılan her işletme zarar eder.

Türkiye’nin taşkömürü için her yıl dışarıya 4-5 milyar dolar ödeyecek lüksü yok.Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok. Fazla yatırıma gerek de yok.Kazma, kürek, baret ve ferdi koruyucu ile en kısa zamanda üretimi artırabilecek tek kurum TTK’dır.Bu kömür santral kömürü değildir. TTK’nın boşluğunu dolduracak özel sektör yoktur.Bu gerçekleri Ankara’da her kapıyı çalarak anlatıyoruz.Enerji Bakanına, Başbakana, Cumhurbaşkanına anlatmak izin şartları zorluyoruz.

Dünyanın en ağır işini yapan maden işçilerinin sadece toplu ölümlü kazalarla değil her zaman hatırlanmasını ve yaşadığımız sorunların çözümü konusunda ivedilik sağlanmasını istiyoruz.Bugün biz, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kalkınıp büyümesi için büyük bedelleri seve seve ödeyen ve her şart altında bu bedeli ödemekten çekinmeyecek olan Zonguldak halkı ve Zonguldaklı madenciler olarak en büyük sıkıntımız olan işçi açıklarının giderilmesini istiyoruz. İstihdam yaratılarak, gençlerimizin Zonguldak’tan göç etmesinin engellenmesini ve şehrin yok olmasının önlenmesini istiyoruz.Türkiye’nin sanayisine can vermiş, Emeğin Başkenti sıfatını kazanmış bir il olarak bu en doğal hakkımızdır.

BAŞBAKAN’A ANLATACAKLAR…

Başbakan Binali Yıldırım’ın Zonguldak ziyaretinde kendisine bu gerçekleri anlatacaklarını ve çözüm önerileri sunacaklarını ifade eden Demirci, “Zonguldak adına sorumluluk taşıyan herkesin de anlatması gerektiğini önemle belirtiyoruz.Türkiye’nin tıpkı 1920’lerde olduğu gibi TTK’ya, Zonguldak’a ihtiyacı var. Madenciler ve Zonguldak halkı bunu biliyor. TTK’nın özelleştirilmesi, Maden Makinaları Fabrikası’nın yerinin tartışılması, limanın kapatılması gibi söylemler ile maden işçileri tahrik edilmesin.Maden Makinaları Fabrikası ve Liman, TTK’daki üretim zincirinin ayrılmaz parçalarıdır.TTK’nın hiçbir varlığının heba edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere herkesin kendi doğal kaynaklarımıza dikkati çektiği şu günlerde, Türkiye’nin dört bir yanında maden arama çalışmalarını sürdüren MTA’ya sahip çıkılmalı, teknoloji ve eleman desteği verilmelidir.Soma, Ermenek maden şehitlerinin ailelerine sağlanan hakların Zonguldak maden şehitlerinin ailelerine de sağlanmasını istiyoruz.Biz sağlıklı şartlarda çalışmak ve üretmek istiyoruz.Özelleştirme girişimlerine karşı her şart altında mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyor.”

KAYMAKÇI’DAN KAYNAK PLANLAMASI ÖNERİSİ

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını kamu yararı gözeterek planlaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“TTK AKP Hükümetleri döneminde o kadar küçültülmüştür ki içinde bulunduğumuz süreçte işçi açıklarından dolayı 5 milyon tonluk üretim hedeflerini gerçekleştirmek bir yana yeraltı açıklıklarını ayakta tutacak işçi dahi mevcut değildir. Bu nedenle sürekli olarak hem üretim azalmakta hem de Kurumun zararı artmaktadır. Son birkaç yıldır, hem TTK Yönetimi, hem Sendika hem de meslek odaları olarak üretimin artırılması için mevcut işçi açıklarının giderilmesi konularında defalarca talepte bulunulmasına karşılık bir sonuç alınamamıştır. Taşkömürü ithalatına yıllık yaklaşık 4 milyar dolardan fazla kaynak ayrılmasına rağmen yerli üretimin önemini kavramayan veya kavramak istemeyen zihniyet yüzünden TTK’da üretime yönelik istihdamın önü açılmamaktadır. TTK, bugün tarihindeki en az çalışan işçi sayısıyla, yine tarihinin en az üretimini gerçekleştiren bir kurum durumuna düşürülmüştür. TTK’nın 2015 yılı üretimi 1 milyon tonun bile altına inmiştir. Çates’in özeleştirilmesi de kurumun gelecekte Pazar sıkıntısı yaşayabileceğinin bir işaretidir. Böyle devam etmesi durumunda birkaç yıl içinde TTK’nın devreden çıkarılması kaçınılmaz son olacaktır. Belki de istenen budur. Tüm bu sorunlar ulusal bir madencilik politikamızın olmamasından kaynaklanmaktadır.

Gerçek sahibi halkımız olan ve tükenme, yenilenemez özelliklerinden dolayı gelecek nesillerin de söz sahibi olduğu yeraltı kaynaklarımızın kamu yararı gözetilerek planlanması ve üretilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.”

TORUN;“TÜRKİYE’NİN TAŞKÖMÜRÜ POLİTİKASI YOK”

Maden Mühendisleri Odası eski Genel Başkanı Mehmet Torun, Türkiye’nin taşkömürü politikasının olmadığını söyledi.

Torun “Uzun süre yeni yatırımlar yapılamaması nedeniyle hantallaşan ve gittikçe zararları daha çok artan TTK, küçültme politikalarının her geçen gün daha fazla hedefi haline gelmiştir.  Teknolojik gelişmelerin havzada uygulanamayışı, işçi sayısındaki sürekli azalma bunlara bağlı olarak düşen üretim kentin nüfusunda da ciddi azalmaya yol açmıştır. Kurum; 1977 yılında toplam 42.784 çalışan personeli ile 5 milyon ton “satılabilir kömür” üretmiş iken, 2015 yılında toplam çalışan sayısı 8982 ye ve “satılabilir kömür üretimi” de 948.753 tona düşmüştür. Yer altı madenciliği, uzun süreli yatırım gerektiren ve bu yatırımların sistematik olarak devam ettirilmesi gereken bir iş koludur. Havzaya yeterli miktarda yatırım yapılmadığı için hazırlık işleri aksamış dolayısı ile üretim istenilen seviyeye getirilememiştir.Programlanan yatırımlar dahi fiili olarak gerçekleşmemiştir.

Havzada, özel sektörün de yatırım yapabileceği umuduyla yaklaşık 12 yıl önce Maden Kanunu’nda değişiklik yapılmış, TTK ruhsatındaki kömürlerin özel firmalar tarafından üretilebilmesinin yolu açılmıştır. Bu sayede havzadaki üretimin artacağı düşünülmüş, hatta üretimin 10 milyon ton düzeyine çıkarılacağı öngörüsünde bulunulmuştur. Ancak, bu öngörüler tutmamıştır.

Havza üretimi hızla gerilerken, diğer taraftan soruna ilişkin somut bir plan ya da gelişme veya arama ya da üretime yönelik ciddi bir proje de ortaya konulmamaktadır. Ne TTK ne de havzanın geneline ilişkin her hangi bir stratejik plan oluşturulamamıştır. Dahası, üst politika belgelerinde de havzadaki kömüre ilişkin somut bir gelecek öngörüsü bulunmamaktadır. Onuncu Kalkınma Planı’nda ve Orta Vadeli Program’da yerli linyit kaynaklarına ilişkin somut hedefler konulurken, yerli taşkömürlerine yer verilmemektedir.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2015-2019 Stratejik Planı’nda ise yerli taş kömürü üretiminin arttırılması konusu bir strateji olarak belirtilmekte, ancak bunun gerçekleştirilmesine ilişkin somut hedeflere değinilmemektedir.

AKP iktidarı 2003 yılından beri yerli kaynak kullanımına önem vereceğini söylemektedir. Ancak, uygulama tam tersi olmaktadır. 2003 yılında elektrik üretiminde yerli kömürün payı % 33 lerde iken 2015 yılında bu oran % 16 lara düşmüştür. Kurulu güçte yerli kömürün payı hızla düşerken ithal doğal gaz ve ithal kömürün payı aynı hızda artmıştır. Doğal gazın payı 2002 yılında yüzde 30 düzeyindeyken 2014 yılı sonunda yüzde 37’ye çıkmıştır. İthal kömürün payı ise yüzde 1 bile değilken yüzde 10’lara yaklaşmıştır.

Uygulanan bu yanlış politikalar sonucunda enerjide dışa bağımlılık da artmıştır. 1990 yılında % 51 olan enerjide dışa bağımlılık oranı, 2000 yılında % 67, 2010 yılında  % 70 ve 2013 sonunda da % 73.5olmuştur. Enerjiye ödenen faturalar da 2002 yılında 9 milyar dolardan 2014 yılında 55 milyar dolarlara çıkmıştır.

Sonuç olarak, Zonguldak Havzası’ndaki kömür üretimlerinin önümüzdeki yıllarda da gerilemesi son derece muhtemeldir. Böylesi bir gelişme sonucunda, havza kömür madenciliğinde çalışmakta olan işçilerin doğrudan ve kentin ekonomisinin ise doğrudan ve dolaylı olarak etkilenmesi, bunun sonucunda ise çeşitli sosyal sorunların ortaya çıkması muhtemel görünmektedir.

Zonguldak bir kömür kentidir. 160 yıllık bir üretim kültürü birikimi ile ülkemizin bugüne gelmesinde önemli bir paya sahiptir. Kentin dünü,bugünü gibi geleceği de kömürün kaderine bağlıdır. Geçmiş yıllarda bu birikimin yok sayılarak –kömür üretiminden vazgeçilsin. Somon balığı üretilsin – bazı  düşünce fantezileri gündeme gelse de bu kadar önemli bir rezervin üretiminden vazgeçmek için çok farklı düşüncelere sahip olmak gerekir.

Bugün uygulanan politikalar ise yine küçültme, daraltma ve kapatma uygulamalarıdır. Bu yanlış uygulamalara karşı çözüm, mühendislik bilimi ve tekniği ışığında havzaya yatırım yapmak ve verimli bir şekilde üretim yapılmasının koşullarını oluşturmaktır. Bu birikim ve mücadele gücü mevcuttur, yeter ki kente ve ülkeye sahip çıkacak irade harekete geçirilebilsin.”

Etkinliğin ardından etkinliğe katılan belediye başkanları Kaymakçı ve Torun’a plaket, madenci heykeli ve baret takdim ettiler.

Bu haber 1458 kez okunmuştur
Yorumlar
YORUM EKLE
Henüz yorum yapılmamış.

Bu kategorideki diğer haberler